Reklam Alanı

Bin Bir Surat Sinan Erdem S.S. (Video)

Otoriteler ve yöneticiler tarafından "Nam-ı diğer bin bir surat" olarak adlandırılan Sinan Erdem Spor Salonunun, bu benzetmeye uygunluğunu ortaya koyan bir video hazırladık, buyursunlar..!

Görüntüler yalnızca aşağıda ki sportif organizasyonları kapsamaktadır...


  • 2010 Dünya Basketbol Şamp.
  • WTA İstanbul
  • 2012 THY Euroleague Final Four
  • 2011 Dünya Güreş Şamp.
  • 2012 Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şamp.


Sinan Erdem Spor Salonu
(Nam-ı Diğer Bin Bir Surat)






Devamını oku ...

"Marşlarınız nerede? Marşlarınız, güçlü bir pazarlama fikridir!



Bu konuya  "Anadolu Efes "Senden Daha Güzel" (İnfografik)"  isimli yazımda da değinmiştim. Böyle güzel marşlar duydukça değinmeye de devam edeceğim. Aşağıda Beşiktaş için yapılmış ve yakın zamanda dillere pelesenk olacağını düşündüğüm (belkide çoktan olmuş) bir marşı (Her Gece Efkarım) paylaşmak istiyorum sizlerle. Bir Beşiktaşlı olarak ben çok beğendim. Bakalım sizlerde beğenecek misiniz. Yine aşağıda Birol CAN besteleri olan "Anlayamaz Kimse Bu Aşkı ve Gücüne Güç Katmaya Geldik" marşlarını da görebilirsiniz.

"Marşlarınız nerede? Marşlar hayran kitlenizin ve hakkınızda konuşan sayısının hızla büyümesine ve aynı zamanda salon ve stadyumlarınızı  doldurmaya yardımcı, güçlü bir  pazarlama fikridir."


Beşiktaş - Her Gece Efkarım



Anlayamaz Kimse Bu Aşkı




Gücüne Güç Katmaya Geldik













Devamını oku ...

Vodafone & İstanbul Maratonu (Video)

Aşağıda izleyeceğiniz video, İBB-SPOR A.Ş. yönetiminde ki yeni adıyla İstanbul Maratonu eski adıyla Avrasya Maratonunun global ve alanında dünya devi olan Vodafone markası ile iki yıldır sürdürdüğü isim sponsorluğu ortaklığını ve bu ortaklık neticesinde Vodafone'un sponsor olarak maratona sağladığı katkılardan yalnızca maratonun tanıtım ayağını konu almaktadır. Keyifli Seyirler...   Hazırlayan: Vedat COŞKUN



Devamını oku ...

Stadyumlara Entegre Edilebilecek 11 Teknoloji

Stadyumların operasyonel fonksiyonları iki ana kategoride ele alınabilir. Bunlardan biri biletleme, reklam ve yiyecek-içecek hizmetleri gibi gelir getirici fonksiyonlar; diğeri ise güvenlik, bakım ve temizlik gibi tesis yönetim fonksiyonlarıdır.

Stadyumlardaki teknolojinin rolü hatırı sayılır bir şekilde hızlı ilerlemektedir. Diğerlerinin içerisinde, teknoloji operasyonel yönetim ve taraftar bağlılığı gibi alanlarda kullanılabilir. Teknoloji kullanımının artması, medya kuruluşlarının sağladığı platformların gelişme seviyesi, taraftarları TV başında iletişim aletleri ile meşgul edilmesi gibi rekabet şekillerini ortaya çıkarmaktadır.

Günümüzde stadyum yöneticilerinin önündeki en büyük zorluk taraftarların teknolojiden yardım alarak ev konforunu stadyumlarda tecrübe edilmesini sağlamalarıdır.

Futbol stadyumlarındaki yönetim yazılımları daha elverişli operasyonel avantaj sağlamaktadır. Güvenlik, biletleme ve canlı yayın gibi çetrefilli fonksiyonların hepsi merkezi sistemin içerisine entegre edilebilir. Bu sistem, operasyon ekibine etkinlik öncesi, süresi ve sonrasında her fonksiyonun gözlem ve kontrolünü vermektedir.

 1. Güvenlik
Stadyumların güvenlik operasyonunda birçok yaklaşım bulunmaktadır fakat teknoloji kullanımıyla bu iş kolay bir hale gelmektedir. Örneğin, gözetleme ve kalabalık kontrolü sağlayan güvenlik robotları Brezilya’daki Dünya Futbol Şampiyonası ve 2016 Rio de Janerio Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nda kullanılacaktır.

Ekranlar ve olası cep telefonu uygulamaları yoluyla, güvenlik fonksiyonu, stadyumdaki yoğunluk bilgileri ve stadyum yönlendirmeleri gibi yenilikler ile interaktif bir ortam oluşturmaktadır.

2. Parasız Stadyumlar
Günümüzde ödeme sistemlerindeki gelişim büyük mesafe katetmiştir ve birçok stadyum bu parasız stadyum teknolojisine adapte olmaktadır. Seyircilerin stada gelmeden önce aynı zamanda elektronik biletlere yükleyecekleri para ile kulüp ürünlerinin ve yiyecek-içecek ürünlerinin satışlarını daha da artırabilir. Yine kulüpler, kart sahipleri ile kolay ve rahat bir şekilde iletişime geçerek stadyuma geliş-gidişlerinde toplu taşımayı kullanmalarını teşvik edebilirler. Bu yöntemde toplanan bilgiler ile kulüpler, taraftarların profilini öğrenebilir, böylelikle bu bilgileri Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) için kullanabilirler. Karşılığında da daha etkili pazarlama stratejileri geliştirebilirler.


 3. Çevre
Merkezileştirilmiş gözetleme ve denetleme sistemi vasıtasıyla ve enerji verimliliği sağlayan ekipmanlarla donanmış teknolojilerle enerji tüketimi sürekli olarak gözetlenebilir ve denetlenebilir.

4. Stadyum içerisindeki büyük ekranlar
Büyük ekranlar daha geniş ve kalitelidir. Bunun yanında reklamlar yoluyla kulüplere ekstra bir gelir de getirebilir. Yine bu ekranlar taraftarlara kulüpleriyle iletişim kurabilmeleri için bir platform görevini üstlenirler.



 5. HD Videolar
HD video ekranları ile birçok farklı kampanyaların tanıtımı için büyük olanaklar sağlanmaktadır. Stadyum operasyonlarının her fonksiyonu ağırlama alanlarındaki şirket tanıtımları, restoranlar, kafeler ve ürün satışı yapılan mağazalardaki promosyonel satış noktaları bu ekranlardan faydalanabilir.
Stadyum etrafındaki çok çeşitli demografik segmentte bulunan kişilere özgü pazarlama faaliyetlerine de imkân sağlayarak bu alanlar, reklam verenler için önemli bir hale gelmektedir.

 6. LED Ekranlar
LED ekranlar sayesinde oyun alanının etrafı bir markalama alanı haline gelmektedir. Aynı şekilde son yıllarda özellikle şehir merkezlerinde bulunan stadyumların etrafı da bir çeşit markalama alanı olarak kullanılmaktadır.

7. Sosyal Medya
Sosyal medya; etkinlik öncesi, sırası ve sonrasında tarafların bağlılığı noktasında bir itici güç görevi görmektedir. Bu interaktif yöntem ile futbol kulüpleri medya platformları yoluyla taraftarının maç günü deneyimine ortak olmasını sağlamaktadır.



8. Wireless (Kablosuz İnternet Erişimi)
Wireless teknolojisi, taraftar birlikteliğini sağlayabilmek amacıyla yeni ve eski stadyumlarda kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu teknoloji mobil uygulamalar gibi yeni trendleri de desteklemektedir.

9. Cep Telefonu Uygulamaları
Cep telefonu uygulamaları yoluyla, operatörler satış hizmetlerini arttırabilmektedir. Bu uygulamalar vasıtasıyla yiyecek-içecek siparişi verebilmekte, belli uygulama fonksiyonlarına sponsor ve promosyonları kendi yararına kullanabilme gibi birçok kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca bu uygulamalar sayesinde bilet alıp koltuk seçebilir, etkinlik günü tekrarları, maç istatistikleri ve oyuncu bilgilerine ulaşabilirler.



10. Biletsiz Uygulamalar
Artık stadyumlara kâğıt biletlerle girme zorunluluğu geride kaldı. Günümüzde taraftarlar internet üzerinden ya da mobil uygulamalar yoluyla bilet alabilmektedir ve telefon ya da tabletlerine ulaşan barkotlar ile müsabakalara girebilmektedir.

11. Dinamik Bilet Fiyatlaması
Dinamik Bilet Fiyatlaması; bilet satışı, karşılaşacak takımların büyüklüğü, lig pozisyonu, maçın önemi gibi bazı değişkenler temelinde müsabakaların bilet fiyatlarını değiştirebilen yazılımlar sayesinde anlık olarak ayarlayabilmektedir.

Editör:

 Arif Çetin

Spor A.Ş. Dış İlişkiler Şefi

Kocaeli Üniveristesi Spor Yönetimi ve Antrenörlük Lisans
İstanbul Üniversitesi  MBA Mezunu

Blog: Her Yönüyle Spor http://arifcetin85.blogspot.com
Devamını oku ...

TBF'den Pazarlama ve Medya Hakları Konusunda Önemli Ortaklık!

 
"Bu Haber, TBF Sitesinden Alıntıdır!"
 
Zug-İsviçre ve İstanbul-Türkiye, 7 Kasım 2013 – Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) uluslararası spor pazarlama şirketi Infront Sports & Media ile hemen yürürlüğe girecek stratejik ve uzun vadeli bir işbirliğine girdi. İmza altına alınan anlaşma özellikle TBF BEKO Basketbol Ligi’ne (BBL) odaklanarak Türkiye’de basketbolun genel anlamda gelişmesini hedeflemekte, Infront’u da bu çabanın tek yetkili küresel pazarlama ve medya ortağı olarak tanımlamaktadır. Türkiye, çoğunluğu gençlerden oluşan 75 milyonluk nüfusa sahiptir ve spor toplumsal kültürde önemli bir rol oynamaktadır.
 
Ulusal ve uluslararası düzeyde medya ve pazarlamayı kapsayan ortaklık, ilk aşamada TBF BEKO Basketbol Ligi için başarılı bir merkezi pazarlama platformunun kurulmasına, uygulanmasına ve hizmet vermesine yardımı amaçlamaktadır. Bunlara ilave olarak Infront, BBL’nin teknik ve sportif gelişimini hızlandırmak için deneyimini ve mevcut spor portföyünü ortaya koyacaktır. Anlaşmanın operasyonu kapsayan bölümlerini layıkıyla yönetmek ve pazarın ihtiyaçlarını hızla karşılamak için TBF ile yakın işbirliği içinde çalışacak olan Infront, pazarda etkin şekilde faaliyet göstermek amacıyla İstanbul’da bir ofis açacaktır.

 
TBF BEKO Basketbol Ligi’nin pazarlama gücünü arttırmak
 
Sözleşme kapsamında ligin pazarlama platformunu yeniden tanımlayacak olan Infront; futboldan sonra Türkiye’nin en popüler ikinci spor ligi olan TBF BEKO Basketbol Ligi’ne ait ve bir merkezden pazarlanan sponsorluk paketleri sunarak bir ilki gerçekleştirecektir. Lig için tutarlı ve görsel bir etki yaratmak amacıyla güçlü bir fırsat oluşturulup, markalar için toplamda altı özel sponsorluk paketi hazırlanarak,Türk spor ligleri tarihinde bir ilk gerçekleştirilecektir. Infront tüm lig maçları için yeni, ahenkli bir görüntü ve algı oluştururken BBL markasının anlaşılırlığını ve gücünü pekiştirecek ve ticari paydaşları için seçkin bir ortam hazırlayacaktır. Gelecek sezondan itibaren normal sezondaki 240 müsabakanın tümünde kullanılacak optimize edilmiş görsel bir kimlik ve yenileştirilmiş saha düzeni sayesinde Lig, müsabakaların gerçekleştirildiği spor salonlarında tutarlı bir görsel tasarımla sunulacaktır. Yeni LED reklam panolarının devreye girmesiyle birlikte, hem mevcut hem de gelecekteki BBL sponsorlarının marka iletişimlerinde en güçlü etkiyi yaratması sağlanacaktır.
 

Türk basketbolunun uluslararası alandaki görünümünü tanınırlığını arttırmak
 

Televizyon yayını kapsamında ligin uluslararası medya haklarının da dağıtımını da üstlenmesi planlanan Infront mevcut ulusal hakların hizmet ve satışını ileriye dönük olarak devam ettirecektir. TBF ve Infront’un genel olarak hedefi Türk basketbolunun tanınırlığını ve erişilebilirliğini tüm medya platformlarında arttırmaktır. Infront bunlar dışında, Türk basketbolunun genel medya ürününü ve kapsamını önemli ölçüde geliştirmek amacıyla prodüksiyon ve dijital içerik yaratma alanlarındaki bilgi birikimini ortaya koyacaktır.
 

BBL’nin büyümesinin ve piyasa değerinin desteklenmesi
 

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel; “Bir Türk federasyonu ana varlıklarının geliştirilmesi için ilk kez bir uluslararası spor pazarlama şirketiyle tam bir işbirliğine giriyor Bu işbirliğinin Türk basketbolu ile başta taraftarlar, kulüpler, sporcular ve sponsorlar olmak üzere tüm paydaşları için uzun vadede yararlı olacağından eminiz. Basketbol alanındaki kapsamlı deneyimi ve başlıca spor varlıklarının uluslararası düzeydeki etkisini arttırmadaki kanıtlanmış performansıyla Infront, ilerleme yolunda bizim için en mükemmel seçenekti.” şeklinde konuştu.
Türkiye Basketbol Federasyonu Genel Sekreteri Ali Özsoy ise; “Ligi oluşturan kulüpleri ve Milli Takımları destekleyen milyonlarca taraftarıyla Türkiye gerçek bir basketbol ülkesidir. Infront ile birlikte Türk basketbolunun bilinirliğini sınırlarımızın ötesine taşımak ve Avrupa’daki önde gelen konumumuzu pekiştirmek için mevcut değerlerimizi daha da yükseltmek istiyoruz. Infront seçkin ticari bir temel kurmamıza yardımcı olacak, ayrıca dünya çapındaki mevcut spor medyası ve sponsorluk bağlantılarına entegre olmamıza yardım edecektir.” dedi.
Infront Başkanı ve CEO’su Philippe Blatter konuyla ilgili olarak şunları söyledi, “Basketbol Infront portföyünün temel direklerindendir ve, TBF’nin bu uzun vadeli ortaklıkla ifade ettiği güvenden gurur duyuyoruz. Amacımız Türkiye Beko Basketbol Ligi’nin profilini daha da güçlendirerek federasyonu desteklemektir. Bu destek gelişmeyi geleceğe taşıyacak ve ulusal spora, ticari paydaşlarına ve taraftarlara kalıcı bir miras bırakacaktır. Türk basketbolundaki kapsamlı rolümüze dayanarak ülkedeki başlıca spor etkinliklerinin ve liglerin gelişmesi için bir benchmark oluşturacağız.Türkiye, Infront Group için stratejik büyüyen bir pazar ve ülkenin spor endüstrisinin gelişimine katkı sağlamak için sabırsızlanıyoruz”
Infront Yaz Sporları İcra Direktörü Stephan Herth; “Basketbol Türkiye’nin en popüler ikinci sporu ve gelecekte başarı için mükemmel bir konumda bulunuyor Artan rekabet, kulüp yönetim yapıları ile bütçelerin iyileştirilmesi ve işletime alınan modern tesisler, Lig’i Avrupa’nın zirvesine taşıyarak, en önemli yetenekler için çekim alanı olmasını sağladı. TBF ile birlikte, sporda etkin marka iletişimleri için gerçek bir güç merkezi kurarak ürünleri pekiştirmeyi ve ticari değeri arttırmayı amaçlıyoruz. Türk basketbolunu bir sonraki başarı düzeyine yükseltmek, ilgili tüm paydaşları– federasyonu, ligi ve tabiî kulüpleri– içerecek ve hepsi için yararlı olacaktır.” şeklinde konuştu.
 

BBL hakkında

TBF BEKO Basketbol Ligi Türkiye’nin profesyonel 1. Erkek Basketbol Ligi olup, Avrupa’nın en üst seviyedeki ligleri arasında yer almaktadır. Ligin sahibi ve yöneticisi Türkiye Basketbol Federasyonu’dur. Avrupa’nın diğer bölgelerinde süregelen ekonomik durgunluğa rağmen, son yıllarda heyecan verici bir gelişme gösteren Lig dünyanın en iyi yerli ve yabancı oyuncularından bir çoğunu bünyesinde barındırmaktadır. Dokuz farklı kentten, bazıları yüz yılı aşkın geçmişe sahip on altı takımın, biri kendi sahasında diğeri deplasmanda olmak üzere ikişer kez karşılaştığı normal sezonun sonunda ilk 8 sırayı elde eden takımlar play-off aşamasına katılırken, İkinci Lig’i ilk 2 sırada bitiren takımlar da BBL’ye alınmakta, BBL’yi son 2 sırada tamamlayan takımlar ise İkinci Lig’e düşmektedir.
Geçtiğimiz sezon Galatasaray Liv Hospital’ın şampiyon olduğu TBF BEKO Basketbol Ligi’nde bu sene normal sezon 12 Ekim 2013 tarihinde başlamıştır ve 3 Mayıs 2014 tarihinde sona erecektir. Play-off turları hemen ardından başlayacak ve şampiyonu belirleyecek final serisi 2014 Haziran’ının ilk yarısında gerçekleşecektir.
 

Infront Sports & Media hakkında


İsviçre’nin Zug kentinde bulunan Infront Sports & Media, dünyanın önde gelen uluslararası spor pazarlama gruplarındandır. Hizmetlerindeki yüksek standart ile tanınan şirket medya haklarının dağıtımı, sponsorluk, medya yapımları ve etkinlik operasyonu da dahil olmak üzere, başarılı bir spor etkinliğinin bütün yönlerini kapsamaktadır. Infront kış sporları, futbol ve yaz sporlarında önde gelen bir aktör olarak, 120 organizasyon ve ligin hak sahibi olup, yüzlerce sponsor ve medya kuruluşuyla uzun süreli ortaklıkları bulunmaktadır. Grup, 10 farklı ülkedeki 20 büroda çalışan 500 kişilik deneyimli ve seçkin bir ekiple dünyanın hemen her yerinde yılda 3.300 günlük üst sınıf spor faaliyetinin kitlelere ulaştırılmasına yardımcı olmaktadır.
Devamını oku ...

Spor Pazarlaması İnovasyonları: Red Bull Örneği

Firmalar Olimpiyatlar, Dünya Kupası gibi spor ve spor kuruluşlarına reklam vererek yada spor etkinlikleri, takımlar ve bireysel sporcuları kullanarak ürünlerinin promosyonunu yaparlar. Bu yönüyle spor pazarlamasını iki kola ayırabiliriz. Firmalar takım ve bireysel sporculara sponsor olarak, müsabaka yayınları boyunca verilen TV/Radyo reklamları ve spor tesislerine reklam gibi değişik kanalları kullanarak ürünlerinin promosyonunu yaparlar.

Red Bull tüm dünyada satılan başarılı bir enerji içeceği markasıdır. Şirket çok farklı pazarlama tekniklerini spor pazarlamasında kullanarak yarar sağlamaktadır. Şirket spor etkinliklerinde diğer firmalardan çok daha farklı stratejilere sahiptir. Diğer şirketlerin bilinen etkinlik ve birkaç sporcuya sponsor olmak yerine Red Bull kendi sahip olduğu etkinlik ve takımlar üzerinden pazarlama iletişimini gerçekleştirmektedir. Bunu F1 takımında, MLS ligindeki futbol takımında ve Air Racing etkinliklerinde görebiliriz. Avusturyalı içecek şirketi Red Bull , Avusturyalı işadamı ve girişimci Dietrich Mateschitz tarafından 1987 yılında kuruldu. Şirketin ismi Taylandlı içecek üreticisi ile Avusturyalı şirketin ortaklığıyla Red Bull GmbH’dir. Red Bull dünya genelinde 120 ülkede 3 milyar kutu içecek satışı yapmaktadır. Şirket 18-35 yaş arası genç, extreme sporları ve gece hayatını seven aktif yaşam tarzı olan grubu hedeflemektedir. Bu pazar nişi spor pazarlaması içerisindeki extreme sporlara girmesini ve burada agresif bir şekilde gelişmesini gerektirmektedir. Hedef  pazar içecek şirketinin ürünlerini extreme sporlar ve geleneksel olmayan yaşam tarzıyla ilişkilendirmektedir. Bu nedenle şirket pazarlama uygulamalarındaki sınırları kırararak kendine yeni bir yol açtı. Şu anda aşağıdaki sporlara yatırım yapmaktadır: Rugby, Downhill Dağ Bisikleti Yarışı, BMX, Snowboard, Kite Surfing, Skate Boarding, Futbol, Atletizm, Wake Boarding, F1, Air Racing, NASCAR, Surf.

Red Bull sponsor olduğu takım ve etkinliklerle spor pazarlamasına çok farklı bir yaklaşım geliştirdi. Onlar marka ile sporu, spor ile markayı eşsiz bir şekilde bir araya getirdi. F1 ve MLS’den takımlar aldılar. MLS’deki New York Red Bull Futbol Takımı Thiery Henry ile anlaşarak tüm dikkatleri üzerine çekti. Şirket her yıl etkinlik ve takımlarına 300 milyon dolar harcama yapıyor.

  • Red Bull Crashed Ice

  • Red Bull X Fighters

  • Red Bull Air Race Cham.

  • Red Bull Flugtag 


Red Bull Paper Wings gibi kendi bulduğu turnuvalarla marka spor haline, sporda marka haline geldi. Red Bull şu anda sahip olduğu Pazar segmentini hedefleyen agresif bir gelişim göstermektedir. Bu segmentte var olan Coca Cola(Full Throttle& Monster), Pepsi (AMP Energy Drink) ve Gatorade (G ve G2)gibi firmaları da baskı altına almakta ve aralarında ciddi bir rekabet sürmektedir.

Geçmişten Günümüze Spor Pazarlaması İnovasyonları 

- 1960 Amerikalı Golfçü Arnold Palmer’ın Mark McCormack ile temsilcilik anlaşması imzalaması. Bu el sıkışma IMG’nin kurulmasına ve modern spor pazarlamasının doğmasını sağladı.

- 1968 NFL ve AFL’in birleşmesi. Bu birleşmeyle birlikte SuperBowl şampiyonluk oyunu düzenlenmeye başladı. Super Bowl Amerika ulusal tatiline atfen “Super Bowl Sunday” olarak çağrılıyor. ABD’de şükran gününde sonra en fazla yiyeceğin tüketildiği ikinci gün. 2010 yılı finali ABD tarihinin en fazla izlenen TV programı oldu.

- 1976 İngiliz Futbol Takımlarından KETTERING TOWN kulübünün resmi forma sponsorluğu.

- 1978 Bernie Ecclestone Formula 1’in başkanı olduğunda, yaptığı TV “concorde anlaşma”sıyla, F1’ı küresel bir fenomene dönüştürdü. Concorde Anlaşmada FIA ve F1 yönetimi arasında yarışlara katılan takımların para ödüllerini ve TV hakları gelirlerini paylaşmasından oluşmaktadır.

- 1978 Horst Dassler ve Patrick Nally dünya etkinliklerinde sponsorluk modelini ilk “FIFA Dünya Kupası”nda başlattı.

- 1979 Jack Niclaus’un Avrupalı oyuncuları Ryder Cup’a dahil etmesi. Ryder Cup Avrupalı ve Amerikalı takımlar arasında iki yılda bir yapılan bir turnuvadır. Bu tek taraflı turnuva, günümüzde golf dünyasının en önemli küresel etkinliği haline geldi.

- 1981 Super Ray Leonard ve Thomas Hans arasındaki ilk büyük Pay Per View boks maçı, Viacom Cablevision tarafından yayımlandı. Etkinlik % 50’den fazla abone tarafından seyredildi. Böylece yeni bir izleme tarzı doğdu.

- 1984 Nike’ın Micheal Jordan’ın adına “The Air Jordan” adında spor ayakkabısı üretti.

- 1985 Micheal Payne’in IOC Marketing TOP programını yeniden yapılandırdı. Bu program sadece 2001-2004 yılları arasında 11 partnerden toplam 603$ milyon gelir elde etti. 1985-2004 dönemi gelir ise 1.731.000 $’dır.

- 1992 İngiltere Birinci Ligi kulüpleri toplu halde İngiltere Premier Ligi’ne taşıyan imzayı attılar (SKY TV’nin büyük yardımıyla).

- 1995 İlk Extreme Oyunları (ismi daha sonra X Games olarak değişti) ESPN desteğiyle gerçekleştirildi.

- 2003 İngiltere Kriket Yönetim Kurulu(ECB) tarafından Twenty20 Kupası’nı tüm dünyaya tanıttı. Benson ve Hedges Kupası 2002’de sona erdiğinde, İngiltere ve Galler yönetimleri bu boşluğu başka bir yarışmayla doldurma ihtiyacına doğdu. Bunun yanında Kriket yetkilileri oyunun popülaritesinin genç jenerasyon arasında azaldığını ve sponsorluk gelirlerinin azaldığını gözlemledi. Hızlı yapılan faaliyetlerle kriket maçlarını binlerce taraftarın gelmesi sağlandı. İlk kupanın pazarlama sloganı “I don’t like Cricket, I love it.” Bu slogan 10cc grubunun Dreadlock Holiday şarkısıyla tanıtıldı.

 Editör:

 Arif Çetin

Spor A.Ş. Dış İlişkiler Şefi

Kocaeli Üniveristesi Spor Yönetimi ve Antrenörlük Lisans
İstanbul Üniversitesi  MBA Mezunu

Blog: Her Yönüyle Spor http://arifcetin85.blogspot.com




Devamını oku ...

Sporda Sosyal Sorumluluğu Gösterme Vakti! (Turkcell ve Ülker Örnekleri)


Amacı spor sponsorluğunun gelişmesine katkıda bulunmak olan bu  site de söylenmemesi ve amaç uğruna sümen altı edilmesi gereken şeylerden bahsediyorum belki de ama huyum değil işte yapamıyorum, kimse kimseyi kandırmasın, bazı şeyler değişene kadar ülkemizde durum budur, bunu kabul etmek gerek! 
Yanlış anlaşılmasın amacım, "Spora sponsor olmayın demek değil" aslında...Tam tersi "Spora sponsor olmanın tam vaktidir demek..." ama doğru bir strateji ile... Yapmakta olduğunuz spor iletişiminizin yanında "Sporda Sosyal Sorumluluğa" ağırlık vermekten bahsediyorum! 
Başlıyoruz...

Spor, genel anlamda markalar tarafından kullanılan ve hedef kitleye ulaşmanın en etkili yollarından birisi. Markalar göz önünde ki çeşitli spor platformlarına sponsor olarak, o spor platformunun;

** Medya görünürlüğünden yararlanmayı ve daha ucuz yollarla reklamını yapmayı amaçlar,

** Segmentlere uygun dil kullanarak, taraftarla marka arasında duygusal bir bağ oluşturmaya çalışır,

** Kimisi, yapmış olduğu bu sponsorluğu kreatif bir TV reklamı ile destekleyerek dillere pelesenk olmayı arzu eder,

** Kimisi platforma sponsor olmadığı halde yayına sponsor olur yada yayının önüne arkasına veyahut da sanal olarak içerisine çeşitli gerilla taktiklerle bezenmiş spotlar kullanarak reklam verir,

** Ülkede ki durumu ve gidişatı iyi analiz etmiş kimi markalar ise spor sponsorluğu platformundan faydalanmanın çaresini, biraz daha taşın altına elini sokup, çeşitli projelerle sosyal sorumluluğunu göstermekte bulur.

En doğrusunu yapanlarında ülkemizde bunlar, son maddede ki sporu "sosyal sorumluluk" gündemlerine alan markalar olduğu kanaatindeyim şahsen...

Neden mi?

Olimpik sporlarda tel tel döküldüğümüz, kazandık diye sevindiğimiz tek tük madalyaların bile doping yüzünden sonradan elimizden alındığı, alt yapıdan sporcu, antrenör yetiştiremediğimiz, devşirme sporcu ve antrenörlerle günü kurtarmaya çalıştığımız, tuttuğu takım uğruna sokaklarda cinayetin işlendiği, daha acısı taptaze olan gencimizin yerde ki kanı kurumamışken spor programı yorumcularının vurdumduymaz, şaklabanlıktan öte gitmeyen reyting savaşları vs... gibi daha sayamadığım bir çok nedenden ötürü ülkemizde hem taraftar hem sporcu hem de yönetici bazında henüz belli bir kalite standardını yakalayamamış olduğumuz spor sektöründe... 

Markalar tarafından spor sponsorluğunun, yalnızca reklam, taraftarla duygusal bağ kurma, marka bilinirliğini arttırma gibi hedeflerle kullanılıyor olmasının yeterli olmadığı ve spor kültürünün neredeyse sıfırın altında seyrettiği ülkemizde marka adına istenilen hedeflere ulaşılamayacağını düşünüyorum...

Bir birini gırtlaklayan futbolcular, söylemlerinin binlerce taraftarı etkileyebileceği ve kötü olaylara sebebiyet verebileceğini hesap etmeyen sorumsuz yöneticiler, adı doping skandallarına karışan ve ne hikmetse her defasında suçsuz olduklarını iddaa eden sözde şampiyonlarımız, maç içerisinde ki güzellikleri yaşamaktan çok, maçtan sonra birbirlerini öldürme yada yaralama hesapları yapan ve bu ülke topraklarında daha önce görülmemiş hareketler sergilemeye başlayan taraftar mı sizin sponsorluğunuz dan etkilenecek? markanızla duygusal bir bağ kuracak? markanıza tutkuyla bağlanacak? her yerde ağızdan ağza sizin pazarlamanızı yapacak? 

Üzülerek söylüyorum ama onların konuşacak, etkilenecek bir sürü şeyi var, size sıra gelene kadar...

Amacı spor sponsorluğunun gelişmesine katkıda bulunmak olan bu blog da söylenmemesi ve amaç uğruna sümen altı edilmesi gereken şeylerden bahsediyorum belki de ama huyum değil işte yapamıyorum, kimse kimseyi kandırmasın, bazı şeyler değişene kadar ülkemizde durum budur, bunu kabul etmek gerek!

Yanlış anlaşılmasın amacım, "Spora sponsor olmayın demek değil" aslında...Tam tersi "Spora sponsor olmanın tam vaktidir demek..." ama doğru bir strateji ile... Yapmakta olduğunuz spor iletişiminizin yanında "Sporda Sosyal Sorumluluğa" ağırlık vermekten bahsediyorum!

İşte tam da bu noktadan hareketle, hizmetlerini beğenirsiniz yada beğenmezsiniz, ülkemizde  bu yönde çalışmalar yapan iki markanın yapmış olduğu projelerden bahsetmek, dikkatleri sporun sosyal sorumluluk boyutuna çekmek isterim bu yazımda... zira şu gidişatta ülkemizde spor sponsorluğunun en doğru kullanılacağı ve markaya fayda sağlayacağı platformun kreatif bazda hazırlanmış reklam çalışmalarından çok  sporun gelişimine yönelik sosyal sorumluluk projeleri olduğunu düşünmekteyim.


Bahsi geçen markalarımız Turkcell ve Ülker. Elbette spor da sosyal sorumluğu gündemlerinde tutan başka markalarımızda var ama bu yazımda bu iki markanın yaptıklarından bahsetmeye, size aktarmaya çalışacağım.

Turkcell 

Türkiye'nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, Türk sporuna verdiği güçlü desteği daha da artırıyor. Halen Atletizm ve Yüzme Federasyonları ile Geleceğe Koşanlar projesi kapsamında iş birliği yürüten Turkcell, bu kez elit sporcuların yetişeceği iki farklı projeyi Türk sporuna kazandırıyor

İstanbul 2020 adaylık sürecine 2.5 milyon Euro katkı veren Turkcell, federasyonlar ile ortak çalışarak bireysel sporların tarihinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Atletizm Federasyonu ile gerçekleştirilecek iş birliği sonucunda Turkcell Yüksek Performans Merkezi, Yüzme Federasyonu iş birliği ile ise de Ulusal Yüzme Sistemi kurulması hedefleniyor.

“Turkcell’in desteğiyle atletizm ve yüzmede kalıcı başarıyı yakalayacağız”
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç basın toplantısında "Her alanda gelişen ülkemizde sporda da tarihi başarıları yaşamaya devam ediyoruz. Türk sporu özel sektörün desteğiyle, daha büyük başarıları en kısa sürede yakalayacaktır. Turkcell’in desteğiyle bunu atletizm ve yüzmede kalıcı hale getirmek istiyoruz. Altyapıdan başlayarak tüm yaş gruplarında elit sporcular yetiştireceğiz ve onlara dünya standartlarında tesisler kazandıracağız. Toplamda 56 milyon TL olan bu projeye 28 milyon TL’lik destek, Turkcell gibi büyük bir markaya yakışırdı. İstanbul 2020 hedefine bizimle omuz omuza yürüyen Turkcell’e desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum, ülkemize hayırlı olsun” dedi. 

Turkcell Geleceğe Koşanlar Projesi


Turkcell sporun insanları bir araya getiren etkisinin bilinciyle spora ve sporculara pek çok proje ve sponsorluk desteği vermektedir. 


Bugüne kadar takım sporlarına destek veren Turkcell, kitleleri sürükleyen takım sporları kadar bireysel sporların da tanıtımına ve gelişmesine duyulan ihtiyaçtan yola çıkarak, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ile yaptığı işbirliği sonucu 2009 yılında hayata geçirdiği Geleceğe Koşanlar projesini geliştirmiştir.

Geleceğe Koşanlar projesi ile Turkcell’in amacı, bireysel dallarda Türk sporunu daha ileri taşıyacak ve ülkemizi yurt dışında başarı ile temsil edecek gençlerin yetişme sürecine destek vermektir.



Turkcell Geleceğe Koşanlar projesi kapsamında destek verdiği branşlar ise şöyle; Tenis - Yüzme - Halter - Atletizm - Kayak - Görme Engelli Bisiklet.








GSGM ve federasyonlarla yapılan işbirliği ile proje sporcularına verilen desteklerin çeşitleri ve kriterleri, branşların performans ve ihtiyaçlarına göre belirleniyor.

Sporculara sağlanan destekler;

** Antrenör ve kondisyoner desteği
** Maddi destek
** Performansa göre prim sistemi
** Kamp ve yurt dışı turnuva desteği
** Malzeme takviyesi
** Sağlık taramaları ve efor testleri




Ülker

TFF-Ülker Futbol Köyleri Projesi

Türkiye Futbol Federasyonu’nun, Ülker’in desteği ile gerçekleştirdiği Çocuklar için Futbol programı kapsamında ki TFF-Ülker Futbol Köyleri projesi 2007’den bugüne 220.000’den fazla çocuğa ulaşarak yetenekli minik futbolcuları geleceğe hazırlıyor. 


Bu köylerden çıkan başarılı oyuncuların, futbol kulüplerinin ve milli takım alt yapısının zenginleşmesine önemli bir katkısı oluyor. TFF-Ülker Futbol Köyleri’nden çıkarak Genç Milli ve Kulüp alt yapı takımlarına transfer olan 20 erkek ve 10 kız oyuncu geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Bu oyuncuların bir kısmı ülkemizi Avrupa Şampiyonası ve Gençlik Olimpiyatı gibi büyük organizasyonlarda temsil ederken bir kısmı da takımlarında A takıma kadar yükselme başarısı gösterdi.


Her bir futbol köyünde 8 olmak üzere toplam 56 futbol eğitmeni görev alırken, her köyde 39 saat futbol eğitimi ve 3 saat futsal eğitimi veriliyor. Drama eğitiminin yanı sıra 9 saat satranç eğitimi de alan çocuklar Çuval yarışı, dart atma, halat çekme gibi oyunlarla eğleniyor. Yeni dostluklar edinen çocuklar, çevre bilinci eğitimi çerçevesinde de fidan dikiyor.



Editörün görüşü

Yukarıda bahsettim. O açıdan uzun uzun tekrar değinmeyeceğim...
Markalara vermek istediğim mesaj kısaca şudur;
Ülkenin içinden geçtiği sportif anlamda ki şu kriz elbetteki sizin (markaların) eseri değil fakat sizsiz de düzelecek gibi değil!
Sporun günümüzde ki problemlerine kısa vadede çare bulamayabiliriz belki ama Turkcell ve Ülker gibi markaların yaptığını yaparak ülke sporunun geleceğini olumlu yönde şekillendirebiliriz.
Sosyal sorumluluğunuzu göstermenin tam vaktidir! 
Bu ülke topraklarından kazandığınızın hepsini değil yalnızca bir kısmını bu ülkenin geleceği uğruna harcama vaktiniz gelmedi mi sizce?






Devamını oku ...

Aktif Sponsorluğun 10 İlkesi - İSTİKRAR




"Aktif Sponsorluğun 10 İlkesi"ni paylaşmaya devam ediyorum... geçen haftalarda sponsorluk da ORTAK ÇATI konusunu ele almıştık, bu hafta, sırada ki konu ise sponsorluk da İSTİKRAR

KURAL 3 - İSTİKRAR

Tüm planlama ve koordinasyon uzun vadeli hedefler gözetilerek kurgulanmalı!



Coca-Cola
Olimpiyatlar

Coca-Cola 1928'den beri olimpiyatların resmi sponsorudur. Bu sponsorluk spor ve olimpiyat tarihindeki en uzun birlikteliktir.


Bu süre içerisinde Coca-Cola olimpiyat komiteleri ile birlikte binlerce sporcuya destek vermiş ve özel organizasyonlara imza atmıştır.

Amaç

** Marka bilinirliğini arttırmak,

** Dünya çapında bir marka olduğunu vurgulamak,

** Gençlerle duygusal bağ kurmak,

** Markanın dinamik ve öncü özelliklerini iletmek,

** Küresel ve aynı zamanda yerel seviyede olimpiyatlara destek vermek,

** Olimpiyatın önemli ve heyecanlı anlarını, tüm pozitif değerlerini marka ile bağdaştırmak ve tüketiciyle paylaşmak,

Strateji 

Küresel ve yerel promosyon kampanyanları düzenlemek,

Reklam kampanyaları ile olimpiyatın taşıdığı değerlerin iletişimini yapmak,

Olimpiyatlar boyunca ürünlerini tanıtmak,

Yerel sporculara destek vermek.

Sonuç

Coca-Cola 1928'den beri sponsor olduğu ve Dünya'nın en büyük spor organizasyonu olan olimpiyatlarla bağdaşmış durumda.

Editörün görüşü

Amaç ve Stratejileri bakımından standart bir sponsorluk faaliyetinden farkı yokmuş gibi görünen "Coca-Cola olimpiyat oyunları sponsorluğunu" diğerlerinden ayıran en önemli özellik  İSTİKRAR' dır.

Peki bunun ne önemi var derseniz, 2012 yılında Toluna şirketi tarafından yapılan "Sizce hangi markalar 2012 Olimpiyatlarının sponsoru?" isimli araştırmanın aşağıda göreceğiniz sonuçlarına göz atmanızı tavsiye ederim.

Büyük hali için resmin üzerine tıklayınız!



Dünyanın en büyük sportif organizasyonu "Olimpiyatlar" denilince akla gelen ilk marka olmak kolay değil! Hem de sponsor olmadıkları halde Ambush Marketing yaparak bu listeye girmeyi başaran markalara rağmen...

"2012 Olimpiyat oyunları sponsorlarının" sorulduğu yukarıda ki araştırmada Coca-Cola'nın bu hatırlanma oranının, 2012 olimpiyat dönemi için tasarladığı bir reklam filmi yada bir kampanyaya bağlanması mümkün değil bence, bunun tek bir açıklaması var İSTİKRAR!

**********************************

Bu arada geçen yıl, Coca-Cola'nın 2012 Londra Olimpiyat oyunlarına özel hazırladıkları müthiş görselleride aşağıda paylaşmak isterim. İlham kaynağı olması dileğiyle...
















1) Sportsnet Group* tarafından yanlış hatırlamıyorsam 2006 yada 2008 yıllarında yapılan "Uluslararası Sporda Sponsorluk Kongresi" için üretilmiş ve misafirlere dağıtılmış 7-8 sayfalık bir kitapçıkta bulunan ve inanılmaz faydalı bilgilerden oluştuğunu düşündüğüm kitapçık.
2)  Radikal Gazetesi 




Devamını oku ...

İddaa'yı yaratan adam anlatıyor...


“İDDAA'DAN ÖNCE 4'TE 0'DIM”

- Hangi işler?
Kablosuz pos yaptık ama o iş modeli yürümedi. Daha sonra bir  İngiliz firmaya uzaktan sayaç okuma teknolojisi geliştirtip onu  Türkiye'ye getirdik. Ancak bazı sorunlar çıkınca mecburen durduk. Bir de çocuk televizyonu yapmıştık Digiturk'te: Digikids. Orada da yayına çıkmadan 22 gün önce 2001 krizine bağlı olarak Turkcell çeşmeyi kapattı. Her şeyi hazır olmasına rağmen yayına çıkamadık. Ben o zaman Mehmet Emin Bey'le (Karamehmet) beraberdim. Mehmet Emin Bey'e “Digiturk üzerinden at yarışı oynatabiliriz. Deneyebilir miyim?” dedim. Bir sene uğraştık ama genel kurul kabul etmedi. Kablosuz pos, uzaktan sayaç okuma teknolojisi, Digikids, Digiturk üzerinden at yarışı oynatmak: 4'te 0'dım..

Sonra İddaa geldi...
O dönem Spor Toto'nun  17 milyon dolar cirosu vardı. Zaten yarısını halka dağıtıyor, maaşları bile ödeyemiyorlardı. Biz orada da bir yıl harcadık. Bir seneden sonra onlara  “Sizi kurtaracak olan sabit ihtimalli bahistir. Bunun için de ihale açmanız, Milli Piyango'dan kurtulmanız, yap-devret-işlet yapmanız gerekiyor. Bütçesiz ihaleye çıkar, sistemi birine yaptırır, sonra üstünüze alırsınız. Kamu yararı oluştuğu için kimse ihaleyi iptal de etmez” dedik. Basit bir yönetmelik değişikliği ile bunu yaptılar.

BEŞİKTAŞ İDDAA BAYİSİ: ÜSTÜME BENZİN DÖKÜP KENDİMİ YAKACAĞIM

İddaa başlar başlamaz başarılı mı oldu?
İddaa başladıktan dört hafta sonra yönetim kuruluna bir dolu mektup gelmiş. “Biz bayilik aldık, ciro yapamıyoruz.” diye. Hatta Beşiktaş bayisi “Ben üstüme benzin döküp kendimi yakacağım” demiş. O zaman yönetim kurulundan bir arkadaşımız biz bu bayileri çok kızdırıyoruz diyerek bayilere para yardımı yapmamızı önerdi. Ben “Bir iki hafta bekleyelim. Bu iş patlayacak zaten.” diyerek karşı çıktım. Hakikaten altıncı haftanın sonunda İddaa patladı.

Birdenbire mi oldu?
Kulaktan kulağa dediğimiz olay bir anda kendini buldu ve cirolar aniden arttı. İddaa, ilk yıl 175 milyon dolara, 2. yılın sonunda  da 984 milyon dolara ulaştı. O dönem Bakan Bey Spor Toto Genel Müdürü'nü her hafta  “Ne oldu ciro bu hafta?” diye çağırmaya başlamıştı.

“SPOR TOTO BAŞLANGIÇTA BİZE KARŞI ÇOK SÜPHECİYDİ”

- Şans var mı sizce burada?
İki tane önemli söylem var. Birincisi şans fırsatlar oluştuğunda onu değerlendirebilmektir. İkincisi de kimse nereye çıktığını  bilmeyen bir kimse kadar yükseklere çıkamaz. Jokey kulübünde olan  4. başarısızlıktı ve o başarısızlıktan sonra normal bir insan “Ben şansızım kardeşim. İnsan bu kadar uğraşıp bu kadar başarısız olur mu?” derdi. Bir de biz  Spor Toto'ya gittik, onlar da bizi kapıda karşıladı gibi bir durum yok. Bize karşı çok şüphecilerdi. Çok gönüllü olmamalarının yanısıra çok da  umutsuzlardı.

“İDDAA'YI YAPTIM AMA BİR KUPON BİLE OYNAMADIM”

-İddaa yurtdışından geldi demek haksızlık mı?
Büyük haksızlık. Bir kere devletin bunu uygulayabilmesi için bütün altyapı değişti.

-Siz hiç İddaa oynamadınız mı hakikaten?
Hayır, bir kupon bile oynamadım.

-Neden?
İnsanlar ilerde bana bu soruyu sorsun diye.

-Bir sistem tasarladık, bir denesek diye hiç geçmedi mi içinizden?
Umurumda değil. Oynasam ne olur oynamasam ne olur.

-Binlerce insan yarattığınız model üzerinden İddaa oynuyor ama?
Oynasınlar diye yaptık sonuçta. Bugün sabah radyo dinliyordum. Telefonda kupon dolduruyorlardı.

-Size saçma mı geliyor bu?
Hayır. Biz bunu yaparken Türk halkının bazı özelliklerini baz aldık zaten. Hem herkes bir anda para kazanmak istiyor hem iddaayı seviyoruz hem de bu ülkede inanılmaz bir futbol aşkı var.

“İDDAA SPOR YAZARLARINI İŞ SAHİBİ YAPTI”

-İddaa Türkiye'de neleri değiştirdi?
Bu ülkede İddaa'ya baz olan maçların hepsi ya banttan ya canlı olarak yayınlanıyor. Bunu İddaa başlattı. Bugün kim İngiliz liginde iki tane sıradan takımın maçını seyretsin? Spor yazarlarının çoğu işsizdi, şimdi hepsi İddaa eksperi oldular.

-İddaa spor yazarlarını iş sahibi mi yaptı yani?
Tabi. Şöyle düşünün. Biz Akşam gazetesine İddaa eki bassın diye 5 bin dolar para ödüyorduk. Yalvararak iş yapıyorduk. Ben “Asıl bu adamların bize para ödemesi lazım” diye isyan ettim. Fotomaç'a da gittik, “İddaa eki yapalım” dedik. “Boşver, İddaa eki ne?” dediler. Bugün ise artık insanlar takımların adlarıyla değil İddaa kodlarıyla konuşuyorlar.

“BİLYONER, BÜYÜKLERE OYUN ALANI YARATMAK İÇİN DOĞDU”
-Bilyoner İddaa'nın bir uzantısı olarak mı doğdu?
O zaman Doğan Grubu, Uzan Grubu, Çukurova Grubu birbirlerine giren gruplardı. Ben dedim ki bu işi yapacaksanız mutlaka başkalarının da ekmek yemesi gerekiyor. Bunun için sanal bayiliği ayıracaksınız, bu firmalara da sanal bayilik vereceksiniz. Bilyoner de böyle doğdu. Benim amacım büyüklere oyun alanı yaratarak kavga etmelerini engellemekti.

-Yaratmasaydınız ne olurdu?
Basın yoluyla kavga ederlerdi. İddaa ile ilgili söylemediklerini bırakmazlardı. 


Habertürk internet sitesinden alıntı yaptığım ve Türkiye'de girişimci denilince akla gelen ilk isimlerden biri  olan Alphan Manas Röportajının devamını okumak için Tıklayın


Kaynak: Habertürk





Devamını oku ...